Uzun boylu, beyaz tenli, simsiyah gözlü, ceylan bakışlı, bakanın bir daha baktığı, görenlerin yüreklerini yakan bir abu Telli Senem...
Ne kadar masum, ne kadar asil, ne kadar mahcup, ne kadar temiz...
Gülüşü çavlan serinliği...
Sesi seher yeli gibi okşuyor rubu...
Osman yiğit, mert, yakışıklı... Telli Senem'i görür görmez:
Coşkun akan Hurman suyu durulmuş,
Bu güzellik sana Hak'tan verilmiş,
Sırma saçlar ak gerdana serilmiş,
Telli turna gibi başın sevdiğim.
Obanın çadırları söküldü, Telli Senem'in de yüreği...
Oba dağları, ovaları aşa aşa bilinmez bir diyara yol aldı...
Gökteki yıldızlar bile yasta...
Hurman Çayı coşmuş ağlıyor...
Çiçekler, böcekler, gökte uçan kuşlar bile hüzünlü...
Osman kendini dağlara vurdu
Karlı dağlar yolum bağlar,
Dilim susar içim yanar,
Yarın olmadığı bağlar,
Vallahi bir çöle benzer.
Ciğerlerine dolan hava kabır, bıraktıkları soluk zebir...
Gamlı, bicran notalı iniltileri dağları deldi geçti...
Sevda acısı en acı şiddetiyle indirdi darbesini...